Röportaj 00

- Merhaba. TENGA 45 ülkede toplam 26 milyon satış rakamına ulaşmış durumda ancak rakamlara geçmeden önce bize her şeyin nasıl başladığını kısaca anlatabilir misiniz?

Makine mühendisliği bölümünden mezun olduğumda 20 yaşımdaydım ve Japon ekonomisi o yıllarda hızla büyümekteydi. Lamborghini ve Ferrari gibi arabaların tamir edildiği bir yerde işe başlamıştım, zamanın popüler işlerinden biriydi. Bunun yanında antika arabalarla da çalıştım. İthal edilen arabaları tamamen söküp yeni sahibinin isteklerine göre tekrar birleştiriyorduk, şirket çok sayıda iş yapmadığı gibi çok da iyi para kazandırmıyordu aslında. En kötü zamanlar ise yarım sene kadar hiç para kazanamadığım ve bir arabada yaşamak zorunda kaldığım dönemdi, bazen de bir arkadaşımın fabrikasında uyuyordum.

- Çok sıkıntılı dönemler olduğunu anlayabiliyorum.

İnanmayabilirsiniz ama bir yandan bu çok zevkli bir işti ve aslında para çok da önemli bir konu değildi benim için. Yani işim arabaları baştan yaratmaktı ve bana hiçbir şey böyle keyif vermiyordu. İşimi en iyi şekilde yapmaya çalışıyordum ve müşterilerimi mutlu görmek benim için tamamen yeterliydi. Bunun yanında işin içinde biraz gurur da vardı ama dürüst olmak gerekirse bu yaşam tarzına devam edebilmem pek de mümkün görünmüyordu. O zamanlar çalıştığım yer Aiichi’ye bağlı bir bölgedeydi fakat sonrasında yerlisi olduğum Shizuoka’ya dönmeye karar verdim ve orada kullanılmış arabalar satmaya başladım. O zamana kadar işin mekanik kısmıyla, satışıyla ve işlerin ne yöne doğru gideceğiyle tamamen ben ilgileniyordum ancak şimdi sadece satış yapıyor, antika arabaları satarken kullandığım teknikleri kullanıyordum. Her arabayı en ince detayına kadar anlatarak, eksileri ve artıları konusunda müşterileri bilgilendirerek en çok satışı yapan da ben oluyordum.

- Bu gerçekten inanılmaz!

İşte bu şekilde araba satarak sonunda düzenli bir maaşla çalışmaya başladım. Daha önce söylediğim gibi, yarım sene boyunca işsizdim ve artık kiramı ödeyemez noktaya gelmiştim (Gülerek), fakat bu yeni işle beraber hayatım normale dönmeye başlamıştı. Her ay aldığım maaş ve yaptığım satışlardan kazandığım komisyon ve bonuslar epey cebimi doldurmaya başladı. Ortalamanın üzerinde maaş alıyor olmam içimde her zaman var olan farklı şeyler yaratamaya duyduğum özlemi de her geçen gün arttırıyordu

İnsanların kullanmaktan hoşlanacağı ve şu an var olmayan bir şey ortaya çıkarmak istiyorum”; bir mekanik olarak çalışırken, arabaları tek tek, müşterilerin en keyif alacakları şekilde düzenliyordum ve bu sırada ben de yaptığım işten çok zevk alıyordum. Bu gerçekten insanın içinden gelmeli, açıklanamayacak bir his. O zamanlar ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim dahi yoktu ama içim bir şeyler yaramak isteğiyle kaynıyordu.

- Çocukken en çok hoşlandığınız sanat dalı el sanatlarıydı mıydı?

Kesinlikle o konuda en iyiydim. Tüm gün boyunca bir şeyler çizebilir ve etrafımdaki objeleri sökebilirdim. Okulda da sanat ile ilgili derslerde hep en yüksek puanları alırdım.

- Yani yaratıcı ve mühendis yanınız bir anda canlandı diyebilir miyiz?

Canlanmış diyemeyiz, çünkü zaten hep canlıydı ve içerlerde bir yerdeydi. Ama hislerimi bastırmam gerekiyordu, sonuçta bir satış elemanıydım. Sakın beni yanlış anlamayın, eski arabalar satmaktan nefret ettiğim filan yok; gerçekten de güzel bir işti ve insanları mutlu edebiliyordum. Ama gerçek şu ki, satmak ve yaratmak tamamen birbirinden farklı iki iş. Daha önce söylediğim gibi bu his insanın içinden gelir ve engelleyemezsiniz, mantıklı gelmeyebilir ama gerçekten böyle.

- Kafanızda bir planınız ya da ne yapacağına dair bir vizyon var mıydı?

Hayır, kesinlikle yoktu. Ne yapmak istediğime karar veremiyordum. Sonra dedim ki “Şu an piyasada neler olduğunu bilmeliyim, araştırma yapmalıyım”. O günden itibaren, elektronik marketlere, malzemelerini kendin alıp bir şeyler üretmeye çalıştığın dükkanlara, araba aksesuarları satan yerlere, nerdeyse Japonya’daki düşünebileceğiniz her türden yere gidip üzerinde “Made in Japan” yazan her şeyi araştırdım.

Raflardaki ürünler hakkında fark ettiğim ilk ortak noktalardan biri, hepsinin en son teknolojiye sahip olmaları ya da en son tasarım trenlerini takip ediyor olmalarıydı. Gerçi dükkanına göre değişiyordu ama satılanların tamamının özellikleri düzgün şekilde sergileniyordu ve ayrıntılı açıklamalara sahiplerdi. Örneğin bir TV’nin üzerindeki açıklamada “LED aydınlatmalı; bu yüzden siyah rengi mükemmel görüntülüyor” yazıyordu. Her zaman sonuca dair bir mantıklı bir açıklama vardı. Sadece şöyle demiyordu: “Siyah renk mükemmeldir”

Malzemeleri kendiniz alıp bir şeyler yaratmaya çalıştığınız, kendin yap dükkanlarında ise durum bunun tamamen tersiydi. Askıları örnek alalım; öylece yığılmış şekilde ve fiyatlarına göre sıralanmış şekilde satılırlar. Satılan her ürünün bir karakteri, kullanıcısına bir yararı ve bir önceliği olmalı. Neredeyse Japonya’da satılan her ürünün bir markası var ve satış sonrası servisler de çok iyi, işte bu yüzden insanlar rahatça satın alıp kendini güvende hissedebiliyor. “Güvende hissetmek”, zaten Japonya’da üretilen ürünlerin en iyi yanının bu olduğunu düşünüyorum.

- İlginç!

İşte bu şekilde etraftaki şeyleri inceleyip araştırma yaptığım dönemde bir gün yetişkinlere yönelik ürünler satan bir dükkana girmeye karar verdim. Böyle bir yere gitmeyeli asırlar olmuştu, her zaman yetişkin oyuncaklarının komik ve ilginç olduğunu düşünmüştüm ve hazır gelmişken şöyle bir bakmak istedim. Ancak dükkana girdiğimde bir anda kendimi biraz rahatsız hissetmeye başladım ve kendi kendime “Burada bir şeyler yanlış” dedim… Ve yanlış olan şeyi çok net biçimde hissedebiliyordum. Birkaç ürünü inceledikten hemen fark etmiştim ki satılanlar hiçbir şekilde müşterilere güven veremiyordu.

- Bu konuyu açabilir misiniz?

Örneğin satılan ürünlerin üzerinde barkod, açıklayıcı bilgiler, bir web sitesi adresi ya da herhangi bir iletişim numarası bulunmuyordu hatta bırakın bunları bazılarının üzerinde bir marka ya da firma adı bile yoktu! ve gerçekten inanılmaz derecede rahatsız edici görünüyorlardı. Yetişkin oyuncaklarının üretilişindeki asıl amacın insanın doğal ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu düşünüyorum. İnsanların yemeğe, uyumaya ve cinselliğe ihtiyaçları var. Yemek ihtiyacını karşılamak üzere kurulmuş birçok şirket var, uyku ihtiyacını karşılamak üzere üretim yapan firmaların oluşturduğu da hayli büyük bir pazar var. Ancak üçüncüsü için, yani insanların cinsel ihtiyaçları için üretilen ürünler neden hep merdiven altı üretim tesislerine mahkum olsun ki? Her erkek hayatında en az bir kere mastürbasyon yapmıştır. Neden bu ihtiyacı karşılamak üzere üretilen ürünleri kullanırken kendimi güvende hissedemeyeyim?

- Güvende hissedememek derken?

Evet, bahsettiğim ürünlerde bulamadığım güven hissinden bahsediyorum. Örneğin günlük hayatımızda NEC’ten bir cep telefonu kullanıyor veya TOSHIBA televizyon kullanıyoruz, NIKE’tan ayakkabılarla etrafta koşuyoruz ya da dışarı LOUIS VUITTON çantayla çıkıyoruz. Tüm bu saydığım ürünler çok kaliteli ve hepsinin de kullanıcısına güven hissi veren bir markası var.

- Şimdi daha iyi anlıyorum.

Yetişkin oyuncakları satan bir mağazaya giren erkeklerin %99’undan fazlasının mastürbasyon yaptığını söylemek yanlış olmaz sanırım. Bu konuya dair günlük konuşmalar da erkekler arasında gayet normal karşılanır. Daha da önemlisi cinsel isteği bastırmak hiç sağlıklı olmadığı gibi, sağlıklı bir yaşam için dengeli bir cinsel hayat olmazsa olmazdır. O günlerde bu ihtiyacı karşılamak üzere piyasada bulunan tüm ürünler gayet rahatsız edici görüntülere sahip, genelde üzerlerinde genç kızların fotoğrafları bulunan paketlerde sunulan ve genelde kadın anatomisini taklit etmeye çalışan, adını kalabalık bir yerde yüksek sesle okuyamayacağınız türden isimlerde ürünlerden oluşuyordu. Buradaki en büyük “Problem” mastürbasyon gibi gayet normal bir şeyin sadece küçük bir zümreyi ilgilendiren çok spesifik bir kitleye sunulmasıydı.

Eksik olan şey tüm topluma hitap edebilecek bir yaklaşımdı. Şimdiye kadar yetişkin oyuncağı denildiğinde akla ilk gelen sapkınca ya da sadece bu işin meraklılarına yönelik rahatsız edici görünümlere sahip ürünlerdi. İşte bu noktada çok şey yapılabileceğini düşündüm.

- Yapılabilecek çok şey derken neyi kast ediyorsunuz?

Örneğin Bill Gates’in otomobil sektörüne adım atıp bir anda Toyota seviyesinde bir teknolojiye sahip olması sizce de zor değil mi? Hatta bana kalırsa bu imkansız. Çünkü otomobil endüstrisinin çok uzun bir geçmişi var ve bugün bu noktaya gelinmesinin arkasında sayısız deneme yanılma, sayısız teknisyenin alın teri ve çektikleri zorluklar var. Bill Gates için bu altyapıyı oluşturmak asla mümkün olamazdı. Ancak konu yetişkin oyuncakları olduğunda durum biraz farklı. Sadece bir dükkanın içine girip kabaca etrafa baktığınızda yapılabilecek tonlarca şey olduğunu görüyorsunuz. “Evet burada gerçekten bir devrim yaratabilirim” dediğim anda bu işe kendimi adamaya karar vermiştim. Geri bakıp bu konu hakkında düşündüğümde her şey 15 dakika içinde olup bitti. Bu TENGA’nın başlangıcıydı.

Sanki tünelin sonundaki ışığı görmüştüm ve o andan sonra her şey beni buna itmeye başlamıştı, etrafımdaki objelere bakışım değişti. İşimi bıraktım ve hemen ertesi gün prototipler yapmaya başladım. O zamana kadar 10 Milyon Japon Yeni biriktirmiştim ve sabah 6’dan gece 2’ye kadar durmadan çalışıyordum.

- İnanılmaz! Prototipler yapmak size neler hissettiriyordu?

En başında nerden başlayacağımı bilemiyordum, tam bir amatördüm. Daha önce hiç enjeksiyonla kalıp yapmamıştım ama devam ettikçe her şeyin yavaş yavaş oturacağını düşündüm. Önemli olan bir şeyler yapmaya başlamaktı çünkü bu olmadan önünüzü görmek imkansız. Çok zorlu bir dönemdi ve kendimi sisli bir yerde önümü görmeden ilerliyormuş gibi hissediyordum, tek önemli olan yol almaktı. Gereken beceriye sahiptim ancak asıl önemli olan üretim için gerekli olan planlamayı yapabilmekti. Elimde hiçbir şey olmadığı için ilerledikçe karşılaştığım problemleri çözmeye çalıştım, her şey tamamen spontane gelişti. Tam olarak nereye gittiğimi göremiyordum ancak önümdeki sis perdesi yavaş yavaş kalkmaya başlamıştı ve en azından gittiğim yolu görebiliyordum. Bu yolda ilerledikçe sonunda nasıl bir şey ortaya çıkabileceğini görüyordum ancak dikkatli olmaya ve yoldan sapmamaya çalışıyordum. Sanırım profesyonel olmanın gerçek hayattaki karşılığı bu... (Gülerek) Doğruyu söylemek gerekirse tamamen kör atışı gidiyordum. Sadece devam etmek zorundaydım, benim için artık savaş başlamıştı ve artık kafamdakileri gerçeğe dönüştürmekten çok daha fazlasına ihtiyacım vardı.

- Motivasyonunuz ya da başarı hayaliniz diyelim, denedikçe buna ulaşacağınızı mı düşünüyordunuz, yani kısacası başaracağınıza inanıyor muydunuz?

Savaşmaya daha başlamamışsanız kaybetmeyi de düşünmek gibi bir opsiyonunuz olmuyor. Yani benim o noktada hissettiğim şey başarma hırsı değildi, sadece elle tutulabilecek ve ideallerime yakın bir ürün yaratmaya çalışıyordum. Ortaya çıkartacağım şeyin birçok insanı mutlu edeceğine olan inancım tamdı ve sonuçta herkesin kullanabileceği bir yetişkin oyuncağına dönüşeceğini düşünüyordum.

- Anlıyorum...

Artık konseptlerimizi çizmek için kullandığımız özel kağıtlar var ve aklımıza gelenleri hemen bunlara aktarıyoruz ama o zamanlar bu şekilde imkanlara sahip değildim, hatta ne olduklarını dahi bilmiyordum. Bu yüzden çizmek yerine aklımdaki şekle en yakın objeyi üretmek zorunda kalıyordum. Örneğin şu an CUP serisi olarak bildiğiniz TENGA’ların prototiplerini hazırlarken bir su şişesi kullanmıştım. SOFT TUBE için piyasada aklımdakine en yakın olarak bulduğum ürün bir şampuan kutusu olmuştu. (Gülerek) ROLLING HEAD prototipi için ise şaka malzemeleri satan bir mağazadan aldığım oyuncak çekiçleri kullanmıştım. Prototipleri yaparken kullandığım malzemelerin çoğu 100 Yen mağazalarından (Türkiye’deki 1 lira dükkanları gibi) gelmekteydi. Tabii ki her şeyi aynı yerden bulmak mümkün değildi, her yeri gezip uygun materyaller arıyordum. Bir prototip yapıyor, hemen ardından da yok ediyordum ve bu gerçekten en zor kısmıydı.

Eğer bir sorun, yarattığım şeyde bir sorun varmış gibi görünüyorsa zaten olmamış demektir. Ben eğer yaptığım şeye inanmazsam kimse inanmaz. Fakat bu tüm üretimin çöpe gideceği anlamına da gelmiyor. Önemli olan neyi saklayıp hangi kısmı baştan yapmak gerektiğine karar verebilmektir. Eğer başlamışsan sonu da gelir sözü her zaman doğru değil bence, sonu gelir tabii ancak neden başarısız olduğunu anlayabilmişsen ve bunu bir ilerleme olarak kullanabilmişsen... Önemli olan yaratımınızdaki iyi yanları bulabilmek ve neden bu yanların işe yarar olduğunu çözebilmek ve bunun üzerine gidebilmektir. Bundan sonra başarı için ihtiyacınız olan sadece bir deneme yanılma sürecinden geçmek oluyor.

- Anlıyorum...

Çok bariz bir şey söylüyormuşum gibi gelebilir fakat bir insanın bir ürüne inanabilmesi için önce onu elinde tutması gerekiyor. Bu yüzden prototipleri ortaya çıkartmak için çok çalıştım. Bunu izleyen adım, yarattığım ürünü insanlara tanıtmak, onlara TENGA hakkında bilgi vermek olacaktı. Son adım ise tabii ki lojistik ve doğru fiyatlandırma. Ne var ki bu adımlar içinde benim yapabileceğim tek şey üretmekti ve ben de bunu yaptım.

Yanılmıyorsam ünlü yönetmen Steven Spielberg ünlü olmadan önce kendi imkanlarıyla figürleri kullanarak yaptığı, dinozorlarla ilgili bir stop motion filmi satmaya çalışmış. Sonraki yıllarda ise hepimiz onun büyük bütçeli Jurassic Park filmini zevkle izledik. İşte bunu duyduğumda gerçekten bana ilham vermişti. İlk önce insan ne yapmak istediğini bilmeli. İkinci olarak, ortaya çıkardığınız şey hayal ettiğiniz zamanki ideallerinizi içermeli, o özelliklere sahip olmalı. Bu prensipler olmadan kafanızda yarattığınız konsepti ve mesajı tüketiciye ulaştırmanız imkansızdır. Benim iletmek istediğim mesaj ve yarattığım konsept geniş kitlelere hitap eden yetişkin oyuncaklarıydı. Daha önce bahsettiğim o 15 dakikalık kötü mağaza tecrübesiyle başlayan momentumun beni ittiği nokta bu olmuştu.

- Gerçekten inanılmaz bir kararlılık sergilemişsiniz. Bu arada Spielberg’den bahsetmişken filmlerden hoşlanır mısınız?

Filmlere bayılırım. (Gülerek) Güzel filmleri izlerken kendimi yapmaktan alıkoyamadığım yegane şey o sahnelerin nasıl çekildiklerini düşünmek oluyor. Bir sahneyi çekerken bile o kadar çok dikkat edilmesi gereken detay var ki! Tabii ki herkes bu konuda çok profesyonel ve ne yapmaları gerektiğini biliyor. Örnek olarak bir komedi filmini alırsak, ekrana bakıldığında aktörler kendi hallerinde takılıyorlarmış gibi görünüyor, halbuki o sırada gördüğümüz her şey öncede kurgulanmış ve üzerine düşünülmüş oluyor. Bunu yaparken de amaçlanan şey seyircinin sahneden maksimum keyfi almasını sağlamak. Zaten önemli olan da bu. Çok komik bir durumu filme alıyor olabilirsiniz, fakat kimse gülmezse bunun ne anlamı olur ki?

- Peki insanları mutlu etmek noktasında yönetmenlerle aranızda bir benzerlik olduğunu söylemek yanlış olur mu?

Sanırım olmaz. En azından ben de bu açıdan yaklaşıp yaratımlarımı farklı şekilde ortaya koydum.

- Konuya dönersek, prototiplerinizi yaptıktan sonra fikri nasıl pazarlamayı başardınız?

Yakınlarda yetişkinlere yönelik videolar satan bir dükkan vardı. Sattığı filmleri tedarik ettiği şirketten birinin dükkanına geleceğini öğrendim. O gün oraya gidip kendimi tanıttım, vizyonumdan ve üretmeyi düşündüğüm şeyi dünya ile buluşturmak istediğimden bahsettim. “Ürünlerinle ilgili şirkete bilgi vereceğim” dedirtmek için bir hayli uğraştığımı söyleyebilirim.

- Peki, prototiplerinizi gösterdiniz mi?

Tabii ki, fakat…

- Yani gösterdiniz?

Evet, tabii ki gösterdim fakat pek iyi durumda değillerdi, hatta o durumdayken başka kimseye göstermemiştim. Bu konuda pek rahat değildim, eminim çok huysuz görünmüşümdür. Prototipler hakkında şirketine bahsetmesini istediğim kişi de eminim benden pek hoşlanmamıştı. Dolayısıyla işler pek kolay yürümedi. Hiçbir cevap almadan 6 ay boyunca bekledim. Daha sonra tekrar ürünleri açıklayan numuneler gönderdim fakat 1 sene sonunda hiçbir cevap alamamıştım.

1 seneden de fazla zaman geçtiğinde artık birikimlerim de yavaş yavaş erimeye başlamıştı. Bu durumda eğer böyle devam edersem başım çok büyük belada diye düşünmek çok da garip olmasa gerek herhalde? Bir de bunların üstüne, güneş doğduğu andan şafağa kadar durmaksızın çalışıyordum, yaptığım tek şey ise prototip inşa edip bozmaktan ibaretti. İşin psikolojik kısmı ise beni asıl zorlayan tarafıydı. Çalışmak istemediğimden değil fakat prototip yapmak tüm zamanımı aldığından düzenli bir işimin olması da imkansızdı. Sadece yaptığım şeye konsantre olmak istiyordum, ya şimdi ya da hiç diye düşünüyordum. Bu şekilde bir 6 ay daha geçti ve artık param tamamen tükenmişti, zihinsel olarak da darmadağın olmuştum diyebilirim. Eğer o döngüye devam etseydim her şeyi kaybedebilirdim. (Gülerek) Eğer başarılı olamasaydım hayatının 2 yılını mastürbatör üretmekle harcamış biri olacaktım. Birçok prototipim olmuştun ancak ileri doğru yol alamadığım hissi bende inanılmaz derecede acı veriyordu. Ama kendimi sonuna kadar devam etmeliyim diyerek motive ettim. Bu benim için doğru seçimdi çünkü bıraktığım anda her şey bir başarısızlığa dönüşecekti, eğer pes etmemişseniz kimse size başaramadığınızı söyleyemez, işte benim de devam etmemi sağlayan tek şey bu düşünceydi.

- Başarana kadar devam etmek önemli diyorsunuz.

Öyle düşünüyorum. Görüşmemden sonra bir buçuk yıl geçmişti ve sonunda telefon çaldı. “Size ürünlerinizi sunmanız ve toplantımıza katılmanız için bir şans vereceğiz” demişlerdi.

- Sonunda sizin zamanınız geldi yani!

Şirketin CEO’su ile bir araya gelme şansı elde edeceğimi söylediler. Sadece “Evet, teşekkür ederim” diyerek yanıtladım. Görüşmeden önce 1 hafta kadar zamanım vardı ve hemen tüm prototiplerin bir özetini yapıp sunumumu yapmak üzere Tokyo’ya gittim. O zamanlar görüşmeye gittiğim şirket Soft On Demand Co., Ltd. 7 Milyar Yen sermayesi olan bir devken, ben (Gülerek) işi olmayan ve mastürbatör üretmeye çalışan biriydim. Ciddiye alınmayacakmışım gibi hissediyordum. Büyük an geldiğinde elimdeki her şeyi beğenilerine sundum; erkekler için, kadınlar için ve çiftler için tüm prototiplerimi... 30 dakika sonra “Çok eğlenceli birisin, Tokyo’da yaşaman mümkün mü?” dediklerini duydum. Bu şekilde Tokyo’ya yerleştim ve 1 sene boyunca ürünler piyasaya çıkacak noktaya gelebilmeleri için geliştirildiler. 7 Temmuz 2005’te satışlar başladı ve bu markamızın 5’inci yıl dönümü. (Röportaj 2010 yılında gerçekleşmiştir.)

- Lütfen bize 50,000 ürünün rezerve edildiği efsanevi lansmandan bahsedin.

İlk ürünlerimiz olan TENGA CUP’ların piyasaya çıkışından bir ay önce ön sipariş almaya başladık. O zamanki pazar koşullarında 50.000 adet satış bir ürünün tüm piyasaya çıkışından tamamen yok oluşuna kadar geçen süre için bile çok iyi bir rakamken biz daha ilk aydan ön siparişle 50.000 adet ürün satmıştık. Ben hemen ikinci partiyi üretmeye başladım fakat sürekli stoklarımız tükeniyor durumdaydı. Gerçekten ürünleri yeteri kadar üretemediğim için kendimi çok kötü hissetmiştim. Fakat şirketimize destek olan tüm çalışanlar sayesinde ilk yılımızda inanılmaz bir rakam olan 1 milyona ulaştık.

TENGA Standart Kırmızı CUP Serisi TENGA markası altında çıkarılan ilk ürün serisiydi. Hemen arkasından Soft Beyaz ve Hard Siyah serileri piyasaya sürdük. Beyaz Seri daha yumuşak bir materyalden üretilirken Siyah Seri ise daha dar ve daha güçlü bir uyarım sağlıyordu. Bu fikri de aslında diş fırçalarından aldım, reyona gittiğinizde tüm markaların “Sert” “Orta Sert” ve “Yumuşak” seçeneklerini sunduğunu görürsünüz. Örneğin birada da farklı seçenekler vardır “Light”, “Ekstra” gibi…

Bu şekilde adım adım ürün gamımızı genişletmeye başladık, farklı zevklere sahip insanlara da hitap edebilmeye çalıştık. Bu işin içine dahil olan herkes sayesinde ilk sene 1 milyon ürün sağladığımız gibi aynı zamanda Beyaz, Siyah ve yılın son döneminde de Ultra-size U.S. TENGA’yı piyasaya sürdük.

- Farklı seçeneklerden bahsetmişken, TENGA Amerika ve Avrupa’da da satılıyor değil mi?

Doğru evet, TENGA 40’ın üzerinde ülkede satılıyor. TENGA CUP Serisi Japonya’da piyasaya sürüldüğü andan itibaren 26 ülkeden mailler aldık. O zaman sermaye ve fon bulmak için büyük bir uğraş içindeydik, buna rağmen markamızın arkasındaki fikri insanlara anlatacak bir flyer yapmak istedim. O zamanlarda yetişkin oyuncaklarının hiçbiri bu şekilde tanıtım yapmıyordu. Tüm ürün fotoğraflarının stüdyoda çekilmesini istedim; zaten bu resimler daha sonra TENGA başka ülkelere yayılmadan önce Japonya’nın yeni fenomeni şeklinde tüm dünyanın gördüğü şeyler haline geldiler. Bundan sonra da diğer ülkelerden teklifler almaya başladık. Hatta “Forbes” da bir röportajımız yayınlandı, sonrasında ise birçok uluslararası ve ulusan yayın kuruluşundan röportaj teklifleri yağmaya başlamıştı.

O zamanlarda elimizde sadece standart büyüklükteki ürünler vardı. Avrupa’dan teklifler gelmesine rağmen onlara daha büyük boyutlarda üretim yapmadığımızı söylemek zorunda kalıyorduk. Fakat daha da önemlisi halen kendi pazarımıza yetiştirecek kadar bile standart büyüklükte TENGA CUP üretemiyorduk.

Ayrıca eğer ürünlerimizi ihraç edeceksek bunun arkasında da iyi bir neden olmalıydı. İlk ihracat yaptığımız ülke olan Thailand AIDS’in maalesef hayli yaygın olduğu bir ülke. Oradaki satışlarımız 2007 yılında başladı ve o sırada ülkede 1.7 Milyon AIDS hastası bulunuyordu. Umduk ki eğer TENGA kullanımı yaygınlaşırsa insanların bu hastalığa yakalanma oranları da düşer. Bu arada büyük boy TENGA’ların başında bulunan U.S. kısmı Amerika Birleşik Devletleri’ni ifade etmiyor, Ultra Size – Super Vacuum’un kısaltması.

- TENGA kullanımı tüm dünyada hızlı yaygınlaşıyor fakat TENGA tam olarak ne demek?

(Japonca harflerle “TENGA” yazarak)

"Bu dünyadaki herkes geçmişine ve kim olduğuna bakmaksızın keyfine varıp mutlu olmalı”

İşte dilediğimiz şey bu.

Bu dileğin gerçekleşmesi için de "Yetişkin Oyuncakları = Merdiven-altı" algısı "Bir gereklilik ve herkes için üretiliyor" şeklinde değişmeli. Herkes eline bir TENGA alıp aklına hiçbir şey takılmadan rahatça kullanabilmeli. Yani insanların kafasındaki yetişkinler için üretilen ürün konsepti düzeltilmeli. İşte bu düşünce ve fikirlerin tümü TENGA'nın asıl anlamını oluşturuyor.

- TENGA hayranları hızla artmakta, onlara bir mesajınız var mı? Onlara TENGA’yı nasıl kullanmaları gerektiği hakkında bir şeyler söylemek ister misiniz? Bazı insanlar film seyrederek mastürbasyon yapıyor, bazıları ise “Hentai” animasyonlara bakıyor veya çiftler beraber olmadan önce bunu yapıyor. Hepsini birden kapsayacak bir cevap bekliyoruz.

“Herkes ürünlerimizi kullanmak konusunda eşit haklara sahip ve kimse utanmamalı.”

Bu her zaman en sıkı şekilde sarıldığım fikirlerden biri olmuştur. Yaşam şekline veya cinsel yönelimlerine bakmaksızın herkes ürünlerimizi özgürce kullanabilmeli. Ürünlerimi kullanırken keyif almalarını, eğlenmelerini ve bunu yaparken de iyi hissetmelerini istiyorum. Zamanında nasıl kullanılması gerektiği konusunda opsiyonlar sunmayı düşünmüştük fakat daha sonra bunu kullanıcıların özgür iradelerine bıraktık.

-Bundan sonraki planlarınız neler?

Gerçekten uzun zamandır kadınlar ve çiftler için yetişkin oyuncakları yapmayı istiyorum, ayrıca yaşlı insanlar için de… Geçmiş jenerasyonlar bu konuda çok daha tutucu fakat buna rağmen hoşlanabilecekleri bir şeyler yapmak istiyorum. Sınırları zorlayarak karşılaştığım engelleri aşmak ve bir gün “Herkesin ürünlerimizi kullanabildiği, kimsenin utanmadığı bir dünya için...

Bu konsept başladığımdan beri aklımda ve aklımdaki düşünce biraz bile değişmedi. Önemli olduğunu düşünüyorum, bence insanların kafasındaki mastürbasyona dair imaj da yavaş yavaş değişiyor fakat hala yapmamız gereken çok iş var. Yeni ürünler çıkarmaya devam edeceğiz ve her zaman geniş kitlelere hitap etmeye çalışacağız. Bir yandan kullanıcı kitlemizle de iletişim halinde olmaya çok önem vermemiz gerektiğini düşünüyoruz ve bunu yaparken de tutarlı bir imaj sergilemek istiyoruz. Örneğin TENGA ile ilgili görsellere baktığımızda genelde sadece TENGA fotoğrafları görürsünüz başka yerlerden alınmış şeyler değil. Daha iyi bir örnek vermek gerekirse; diyelim ki ünlü bir kişi bir elinde sörf tahtası bir elinde de içeceğiyle bir reklam karesinde yer almış. Bu durumda o içeceği satan şirket ürününü satmak için o kişinin şöhretine ve sörf yapmanın insanların kafasında oluşturduğu imaja güveniyor ve bunu satıyor. Bense ürünleri bu şekilde pazarlamak yerine o ürünün arkasındaki düşünceyi ve ideali göstermeyi istiyorum. Tabii ki müşterilere sunulan fotoğraflar, videolar, web sayfaları özenilerek hazırlanmalı ancak tanıtımınız ne kadar iyi olursa olsun eğer ürünlerinize bu özeni göstermiyorsanız geri kalan hiçbir şeyin önemi kalmıyor.

Biz, var olmadan önce yetişkin oyuncakları sürekli kadın anatomisini taklit ediyor ve müşterilere ancak bunu sunabiliyordu, o kadar çirkin ve itici görünüyorlardı ki bırakın kullanmayı raftan almak bile insanları utandırıyordu. Artık insanlar rahatça TENGA alabiliyor. Şu anda biri TENGA’nın websitesine girip ürün videolarını, fotoğraflarını ve TENGA konseptini incelediğinde karşılaştığı şey açık, bilgi veren ve rahatsız edici olmayan bir iletişim dili, bunun sonucunda da TENGA’nın ne olduğunu doğru şekilde anlayıp rahatça kullanabiliyor.

Güven duyacağınız bir seçim ve eğlenceli bir kullanım tecrübesi için verilen detaylı, açık, kullanıcı dostu bilgiler. İşte bu o kadar önemli ki bunu verdiğimiz ürünün, servisin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Aynı zamanda yakın gelecekte evli çiftlerin de TENGA kullanmasını sağlamak istiyorum böylece daha da mutlu olacaklarını düşünüyorum. Daha fazla insanı mutlu etmeyi arzuluyorum da diyebiliriz.

- Bazı kadınlar erkeklerin mastürbasyon yapmasına negatif yaklaşıyor; bu mentaliteyi de değiştirmek istiyor musunuz?

Tabii ki istiyorum. Herhangi bir oyuncak kullanmamış olsalar bile erkeklerin çok büyük bir çoğunluğu hayatında en azından bir kere mastürbasyon yapmıştır.

Dürüst olmak gerekirse, bu çok doğal bir insan ihtiyacı. Bence birçok erkek de böyle düşünüyor ve bundan çekinmenin kimseye bir faydası yok. Sadece kendinizi yıpratırsınız ve hiçbir şeye konsantre olamazsınız. Bu konuda verilecek doğru eğitim ve kontrollü bir cinsel yaşam, sağlıklı bir hayatın en önemli şartı. Bu yüzden kimse mastürbasyon yaptığı için utanmamalı ya da kendini suçlu hissetmemeli. En büyük hayalim TENGA’nın bu gerçeklerin farkına varmış bir dünyada herkes tarafından sevilen bir marka haline gelmesi.

- Daha farklı yetişkin oyuncakları üretiyor olacak mısınız? Yoksa daha farklı alanlara mı yönelmeyi planlıyorsunuz?

Aslında yetişkin oyuncağı dışında şeyler üretmeyi çok isterim. Eğer çocukların hayatını daha güzel kılacak onların daha mutlu olmasını sağlayacak bir şeyler bulursam bunu gerçekleştirmeyi çok isterim. Ancak sonunda yapmak istediğim; kullanması eğlenceli ve faydalı şeyler üretmek.

- Bir kitap yayınlayacağınızı duyduk.

Evet, şu an üzerinde çalışıyorum. Gerçekten üzerinde çok düşündüm, TENGA’nın başlangıcından bugününe kadar. Bir diğeri de TENGA tüm dünyada kabul görmüş global bir marka olduğunda gelecek. Hala başarıya tam olarak ulaştığımızı düşünmüyorum, hala gelişim dönemindeyiz, yani 1. aşama. Size şimdiden gösteremem ama aklımdan büyük resmi görebiliyorum, bu yüzden 1. aşama diyorum.

Önemli olan dağa tırmanmak değil, çünkü dağ zaten orada, asıl önemli olan tırmanacak yeni dağlar yaratmak.

Yeni bir pazar yaratmak aslında insanların daha önce karşılanmamış ihtiyaçlarını karşılamak demek. Var olan bir pastadan kendi payımı almaya pek inanmıyorum. Pazarın kendisini yaratmayı tercih ediyorum. Sürekli yeni ihtiyaçlar yaratmayı ve yeni pazarlar yaratmayı düşünüyorum. Birkaç yıl önce yaptığım bir araştırma gösterdi ki Japonya’da 10 kişiden 1’i yetişkinlere yönelik video kiralamış ve üstüne bu insanların sadece 10’da 1’i bir yetişkin oyuncağı almış. Yani sadece 100 insandan 1’ine hizmet eden bir pazardan bahsediyoruz. Normalde bu kadar küçük bir pazar için kimse bir şey yapmak istemez. Bense tam tersini düşündüm ve 100 kişiden 99’u bu hizmeti doğru şekilde alamıyor dedim. Cinsellik temel bir insan ihtiyacı ve 100 insandan 99’u bunu doğru şekilde sunmanız için sizi bekliyor. Böyle başka bir pazar daha düşünebiliyor musunuz? Erkeklerin %90’nından fazlası düzenli şekilde mastürbasyon zaten yapıyor, bu neden insanları utandıran bir şey olsun ki? Eski anlayıştan tamamen kurtulmak gerekiyor ve her şeyin ilerlemesini sağlayacak asıl katalizör de bu zaten. Herkes cinsellik ve mastürbasyonun öneminin farkında olarak utanmadan eline bir TENGA alabilmeli. Eskimiş bu anlayışı değiştirmek, işte benim çıkmak için yarattığım dağ bu.

- Okuduğunuz kitaplardan etkilendiniz mi?

Bu konuda pek okuma yaptığım söylenemez. Edindiğim tecrübeler üzerinden konuşuyorum. Prototipleri yapmaya başladığımdan beri kendi kendime söylediğim 7 şey var. Cesaret olmadan bir şey yaratamazsın. Sabır olmadan hiçbir şeyi tamamlayamazsın. Heves olmadan güzel bir şeyler ortaya çıkaramazsın. Gülümsemeden eğlenceli bir şey yaratamazsın. Çaba sarf etmeden ilerleme kaydedemezsin. Gelecekteki müşterilerinin kullanacağı bir şeyi üretirken bunu ciddiye almalısın. Bu ilkeler benim için hiç değişmedi.

- Bu sözlerin zor zamanlar yaşamış birinden geldiğini hissediyorum.

Sadece söylediklerimin her iş modeli için geçerli olduğunu düşünüyorum. Özellikle sabır, bu kesinlikle en önemli faktör. Bir girişimci olarak çokça risk analizi yapıyorum ve sonuçta bakıldığında aslında kimse başarılı olup olmayacağınızı kesin olarak söyleyemez. Sizi ileri doğru itecek tek şey inancınız ve sabrınız. Şirketimin yaklaşımı gayet basit; “Yenilikçi ürünler yaratmak”,  “Yüksek kaliteye sahip olmaları” ve “Müşterilerimizle mümkün olan en iyi iletişimi kurmak”. Bu cümleleri benimsemiş olarak herkes tarafından beğenilerek kullanılan eğlenceli ürünler çıkarmaya devam edeceğim.

- Çok teşekkür ederiz.

TENGA Türkiye Facebook TENGA Türkiye Twitter
Kargo 5TL
100TL Üzeri Kargo Bedava Paket Gizliliği
Kapıda Ödeme Axess'e 12 Taksit
Copyright© Pandoris® LTD. Her hakkı saklıdır.