Röportaj 06

Yeni röportajımızda sizi Anıl ile tanıştırıyoruz. Sohbetimizi buz gibi soğuk bir İstanbul gününde karlar yağarken gerçekleştirdik.

- Seni kısaca tanıyabilir miyiz? Kaç yaşındasın, eğitimin ne üzerinedir, neler yaparsın?

23 yaşındayım. Yeditepe Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünde okuyorum. Bölümümle ilgili işler dışında seyahat etmeyi, fotoğraf çekmeyi ve fırsat buldukça tüplü dalış, trekking gibi doğa sporları yapmayı seviyorum.

- Eğitimini tamamladıktan sonra tam olarak ne yapmak istediğine karar verdin mi? Hangi sektörde ne şekilde pozisyonlar almak istiyorsun?

Henüz kesin bir karar vermedim ama televizyon sektöründe yer almayı düşünüyorum. Program yapımcılığı vs. olabilir. Televizyonda yapılan bir işin devamlılığının sinemada yapılan bir işten daha fazla olduğunu düşünüyorum. Sinema riskli, seyirci sayısı az, 70 film çekiliyorsa 50si batıyor. Ayrıca son yıllarda çok yol katedilmiş olsa da ülkemizde sinemada hala imkan kısıtlılığı var.

- Peki, senden epey tartışmalı bir konuda da düşüncelerini alalım. Pek çok kişi bilmese de veya inkar etse de bazı filozoflar, toplum bilimciler ve sosyal antropologlar dünyada yaratılan sinema, televizyon, hatta reklam ve medya ürünlerinin %90 gibi çok büyük bir yüzdesinin erkeklere hitap ettiğini, ata erkil sistemi destekler ve yükseltir biçimde kurgulandığını/üretildiğini söylüyor. Seyrettiğimiz filmler, reklamlar, hatta medya kuruluşlarının yarattığı içerik bazen iç güdülerimiz ve sosyal evrimimizin kaçınılmaz gerçekleri yüzünden, bazen sosyal düzen ve normlar odaklı, bazen de bilerek, planlanarak, bilhassa ata erkil düzeni öne çıkarmaya yönelik, kadınlara karşı ayrımcı bir kurguda bize sunuluyor. Bu konuda neler söylemek istersin?

Maalesef böyle bir durum var. Yıllardır süregelen "kadın ev işlerini yapar, çocuğa bakar, yemek pişirir" anlayışı medyada yoğun bir biçimde verilmeye devam ediyor. Özellikle temizlik ürünlerinin reklamlarında kadınlar kullanıldığını bariz şekilde görüyoruz. Toplumun kadına dayattığı görevler körükleniyor. Filmlerde, reklamlarda, dizilerde spor arabalara binmiş, her işin altından kalkabilen güçlü erkekler ve yanlarında onlara hayran güzel kızlar gösteriyorlar. Bana sorarsan kadınların sadece ev işlerini yapan seks objeleri gibi gösterilmesi çok aşağılayıcı ve yanlış bir şey.

- Ata erkil sistem ve kadına karşı ayrımcılık demişken, ilerde içinde bulunacağın sektör için konuşmamız gerekirse kadınlara karşı bir cinsiyet ayrımcılığı olduğunu söyleyebilir miyiz? Aslında her alanda bu maalesef mevcut fakat senin alanında bu durumun seyri nasıldır? Daha mı kötüye gidiyor, yoksa iyiye mi? Mesela neden kadın yönetmenleri ortalıkta göremiyoruz?

Henüz içerden görme şansım olmadığı için çok sağlıklı bir değerlendirme yapamam tabii. Ama elbet her alanda olduğu gibi sinema-tv sektöründe de erkek egemenliği var. Dediğin gibi kadın yönetmen neredeyse hiç yok. Bu sadece bizim ülkemize özgü değil, bütün dünyada böyle. Kadınlar genelde senaryo yazarlığında veya kamera önünde kendini gösteriyor. Bunun nedenini açıkçası ben de bilemiyorum, özellikle bir engelleme olduğunu sanmıyorum. Yetenekli ve hevesli bir kadın da gayet güzel yönetmenlik yapabilir. Ama genel olarak durum iyiye gidiyor. Özellikle haber kanallarında kadın muhabirleri ve anchorman'leri eskiye göre daha sık görmeye başladık.

- İlgi alanlarından bazıları dikkatimizi çekti; çoğu doğa sporunu İstanbul gibi bir metropolde gerçekleştirmesi zor olmuyor mu? Spor ihtiyacın için nerelere gidiyorsun? Şehre yakın ormanlar ve kırsal alanlar mı yoksa tatillerde başka şehirleri mi tercih ediyorsun?

Evet şehirde bu cidden zor oluyor o yüzden bunları genelde tatillerde yapabiliyorum. Dalış için günübirlik gidilebilen yerler var Kerpe, Değirmendere gibi veya haftasonu için Saroz. Onun dışında trekking yapmak için Likya ve Karia yolu gibi parkurlar var. Yazın bir arkadaşımla o civara gitmeyi planlıyoruz. Fethiye yöresi bu tarz sporlar için gayet uygun.

- Bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederiz. En son sorumuzu da TENGA odaklı soralım. TENGA'nın Türkiye'de gerçekleştirdiği cinsel eğitim faaliyetleri hakkında 25 yaş altı bir genç olarak neler düşünüyorsun? TENGA markasını biraz yorumlamanı istersek neler söylemek istersin.

Cinselliğin Türkiye'de hala bir tabu olması beni çok rahatsız ediyor bu yüzden TENGA'nın bu konuda yaptığı faaliyetleri sonuna kadar destekliyorum. İnsanlar yemek yemek kadar doğal ve basit bir şeyi bu kadar gözlerinde büyütmemeli. Özellikle insanları genç yaştayken bu konuda bilinçlendirmek çok önemli. Yetişkin oyuncağı diyince genelde insanların aklına garip ve hatta ürkütücü aletler gelebiliyor ama TENGA öyle değil. Bir kere gayet şirin, kimseye zarar gelmez bundan. Kendini çok uç bir noktaya koymadığı için de her erkeğe hitap eden bir ürün. Şimdiye dek hiç yetişkin oyuncağı kullanmayı düşünmedim ama TENGA'ya gayet olumlu bakıyorum. Hatta kendime bir tane Cup bile aldım.

TENGA Türkiye Facebook TENGA Türkiye Twitter
Kargo 5TL
100TL Üzeri Kargo Bedava Paket Gizliliği
Kapıda Ödeme Axess'e 12 Taksit
Copyright© Pandoris® LTD. Her hakkı saklıdır.