Röportaj 07

- Hoşgeldin Erkin, hemen seni tanıyalım.

Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği 3. Sınıf öğrencisiyim. Buarada bölümümü bilinçli halde seçtim ve seve seve okuyorum :) 22 yaşındayım ve İstanbul’da doğup büyüdüm.

- Sanırım seve seve okuyorum kısmını birçok gencin okuduğu lisans bölümünden memnun olmamasından dolayı söyledin. Sana eğitiminde başarılar diliyoruz. Peki, Türkiye'deki üniversitelerde Çevre Mühendisliği bölümünün içeriğini yeterli buluyor musun; bu eğitim daha çok teorik mi, pratik mi gerçekleşiyor? Akademi bu alanda alışılagelmiş kalıplar ve sistemin dayattıkları üzerine çalışmalar yapmanın üzerine çıkabiliyor mu, biraz anlatabilir misin?

Türkiyedeki üniversiteler genel olarak hep aynı içerikteler ve o da yetersiz. Mesela ben devlet üniversitesinde okuyorum ve şartlar pratik eğitime el vermiyor; 30-40 kişilik laboratuarlarda oluyor uygulamalı dersler ve birçoğunu pratikte tecrübe etmek gerçekten çok zor, bu yüzden de diğer birçok mühendislik bölümü gibi teorik ağırlıklı eğitim veriliyor. Ayrıca bir çevre mühendisinin öğrenmesi gereken kimya ve biyoloji ağırlıklı çok fazla şey olmasına rağmen, mühendislik adı geçtiği için bolca işimize katkısı olmayacak fizik ve matematik dersleri alıyoruz. Pratik olarak da öğrenmemiz gereken ÇED raporu yazımı ve hayat boyu kullanacağımız bilgisayar programları gibi eğitimler hiç öğretilmiyor.

- Acaba bu durum yurt dışında farklı mı?

Yurtdışında bu bölümde %80 kimya ve biyoloji ağırlıklı eğitim görülüyor, bizde ise bu oran %40'larda. Sonuçta eğitimin bazı eksiklikleri dolayısıyla çoğu üniversitede öğrenciler çevre kulüpleri altında öğrenmeleri gerekenleri kendi imkanları ile alıyorlar. Mesela YTÜ çevre kulübünde birçok alışılagelmişin dışında proje var fakat dediğim gibi üniversiteler genel olarak yetersiz ve sistemin nasıl iyileştirilebileceği hakkında da fikirleri yok. Hem olsa bile bürokratik engeller var. Umarım Bologna sürecinin tamamlanmasıyla ki bu yıllarca sürecek Batı Avrupa’daki üniversitelere biraz yaklaşabiliriz.

- İstanbul’da doğup büyümek sence bir şans mıydı, yaşadığın şehri seviyor musun? Bu şehirde neler yapmaktan hoşlanıyorsun?

İstanbul’un tarihi dokusunu ve karmaşasını seviyorum fakat hava kirliliği, gürültü, yaşam pahalılığı ve tabikide bir çevre mühendisi olarak plansız yapılaşması beni her geçen gün soğutuyor bu şehirden. Spor olarak yelken yapmayı seviyorum, tabi İstanbul’da yelken yapmam için belirli bazı sahillere gidip kısıtlı zaman dilimlerinde çalışabiliyorum, dönüşte de trafikte tüm dinginliğim ve rahatlamam yerini sinir harbine bırakıyor. Sualtına olan ilgim dolayısıyla bu konuda belgesel seyretmeyi çok seviyorum. Ayrıca film seyretmek sanırım en sevdiğim uğraş, üst üste 3-4 tane bile seyretsem kesinlikle sıkılmıyorum. Amatör olarak kısa film çekmek gibi bazı planlarım var, umarım bu yıl gerçekleştireceğim.

- Son olarak, TENGA artık sadece erkeklere yönelik ürünler değil, kadınların da cinsel hayatlarını renklendiren ürünlere sahip, sence markamızın Türkiye'de eczanelerde rahatlıkla satılıyor olması tabuların yıkılmasına ve gençlerin daha bilinçlenmesine yardımcı oluyor mu?

Tabikide bu markayı rahatlıkla eczanelerde bulmak tüketiciler açısından harika bir durum. Hem çiftler hem de çift olmayanların rahatlıkla giderek mahallesindeki eczaneden kendilerine uygun olan modeli alabiliyor olması büyük lüks. Çiftler için yeni çıkardığınız ürünleri de biran önce denemek istiyoruz. Sanırım satışı yakında başlıyor. Tabuların yıkılması konusu biraz zaman alacak bu ülkede fakat her geçen gün topluma pozitif katkınız olduğuna inanıyorum. Ben çevremdeki insanların konuşmalarında hem markanızı duyuyorum, hem de ürünler hakkında açılan esprili muhabbetler akabinde mutlaka konu cinsellik ve sağlık konusunda sonlanıyor ki bu da sizin açınızdan harika bir başarıdır.

TENGA Türkiye Facebook TENGA Türkiye Twitter
Kargo 5TL
100TL Üzeri Kargo Bedava Paket Gizliliği
Kapıda Ödeme Axess'e 12 Taksit
Copyright© Pandoris® LTD. Her hakkı saklıdır.